
Bugün deli gibi rüzgar var her yerde..Ne doğru düzgün denize girebildim, ne de fotoğraf çekebildim. Yine de gecenin şu saatinde bu rüzgar, bu deniz, bu ağaçlar..İnsanı daha fazla huzur dolduran bir şey yok..
Ankara'ya gitsem burada yaptığımdan daha fazla bir şey yapmayacağım. İşim yok, gücüm yok, belki biraz dışarı çıkarım, belki oyun oynarım...Yine de kendime bu kadar dönemem herhalde. Olanı biteni, geçmişi geleceği daha rahat düşünemem.
Herkes huzuru sevdiği şeylerle birlikte olmak olarak tanımlasa da bence tam tersi, sevmediğin şeylerle karşılaşmak zorunda olmamak. Trafik, gürültü, gereksiz tartışmalar..Sevdiğim bir kaç kişi burada olsa sonsuza dek burada yaşayabilirim. Gereksiz tartışmalar, başkalarının ne düşündüğünü önemsemeler, onca yol katlanmak yok, gerginlik yok, her şey sakin..Değişim yok. Arkadaşlarımı özlemiyor değilim, ama burada bambaşka bir hayat var. 90 yaşında olmasına rağmen geldiğimiz ilk gün rakı ikram eden Necdet amca, Çeşme'de rastgele yer soran CLK sahibi, hayatımda gördüğüm tartışmasız en güzel kız, herkesin öve öve bitiremediği Dost Pide, niceleri..
Ne kadar çok fotoğraf çekersem çekeyim burada renklerin güzelliği bitmiyor, onlarca çeşit turuncu gördüm, dış güzelliğin ötesinde bir çok insanın içinde iyilik olduğunu tanımadan görebildim, kimse beni bir şey zorlamadan gezdim, tozdum. Çeşme Kalesi'nde bastığım topraklarda ölen binlerce insanı düşündüm, iki adım ötede cıvıl cıvıl caddeyi gezdim.
Burada tanıdığım, sevdiğim bir kaç insan olmasının tabi ki zararı olmazdı ama böyle de kötü demek bu güzelliğe haksızlık olur. Bir kaç kafa dengi insanla stressiz, huzurlu yaşanacak güzellikte bir yer burası. Ne bileyim, bir çok arkadaşımın burada olması açık ve net bir şekilde buraya renk katardı.
Şimdi düşünüyorum, belki 1 ay sonra tamamen bambaşka bir çevreyle başka bir şehirde işe başlayacağım, 1 yıl sonra başka bir ülkeye gideceğim, 10 yıl sonra belki bu hayatta bile olmayacağım. Bütün bu güzellikler varken geleceği düşünmek, mucizeleri görmezden gelmek o kadar zor ki..
Bazı şeyler daha iyi, bazı şeyler daha kötü olabilirdi ama biliyorum ki her şey eninde sonunda olacağına varıyor. Beraber olmam gerek insanların yanında oluyorum, karşılaşmam gereken engellerle karşılaşıyorum ve şu an olduğum adam oluyorum. Keşke'lerim çok. İşte burada o keşke'lere yer yok, hiç bir şey yapmak zorunda değilim. Oyuncu değil, seyirci oluyorum.
İşte her böyle olsa, ben herkesi eşit sevsem, herkes beni diğerleri ile eşit sevse, aklımı yaratırken kullansam, düşünmesem, dert etmesem, insanlar benim veya başkalarının sevgisini sorgulamasa, kendimi sorgulamasam..Şarabı şişeden içsem, meyveyi dalından koparıp yesem, ait olduğum yere dönsem.
Arkadaşlarım karşımda duran incir ağacı gibi olsa-ki bir çoğu da öyle-. Bana varlıklarını karşılıksız hissettirseler, sorgulamadan..